Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin ekonomisine yeni bir soluk getirecek stratejik bir açıklamada bulunarak, ülkenin yaklaşık 1,5 trilyon dolar değerinde nadir toprak elementi rezervine sahip olduğunu duyurdu. Ankara’nın Akyurt bölgesindeki keşif, Türkiye’yi Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük nadir toprak elementi yatağı konumuna taşıyor ve toplam 20 milyar tonluk bir potansiyelden bahsediliyor. Bu gelişme, yüksek teknoloji ürünlerinden savunma sanayisine, elektrikli araçlardan yenilenebilir enerji sistemlerine kadar pek çok kritik sektör için vazgeçilmez olan bu elementlere erişimde Türkiye’ye küresel çapta önemli bir avantaj sağlayacak.
Bakan Bayraktar’ın açıklamaları, Türkiye’nin sadece enerji değil, aynı zamanda maden kaynakları alanında da dışa bağımlılığını azaltma ve katma değerli üretim kapasitesini artırma hedeflerini güçlendiriyor. Bu devasa rezerv, ülkenin gelecek yüzyıl boyunca teknolojik ve ekonomik bağımsızlığını destekleyecek nitelikte stratejik bir varlık olarak görülüyor.
Nadir Toprak Elementleri: Küresel Sanayinin Vazgeçilmezi
Nadir toprak elementleri (NTE), periyodik tabloda lantanitler grubunda yer alan 17 kimyasal elementten oluşur. Adları “nadir” olsa da, aslında yer kabuğunda bol miktarda bulunurlar; ancak ekonomik olarak çıkarılabilir ve işlenebilir konsantrasyonlarda nadiren bir araya gelirler. Bu elementler, manyetik, katalitik ve optik özelliklerinden dolayı modern teknolojinin temel yapı taşlarıdır:
- Akıllı Telefonlar ve Bilgisayarlar: Ekranlar, bataryalar ve manyetik bileşenlerde kullanılır.
- Elektrikli Araçlar: Güçlü motor mıknatısları için kritik öneme sahiptir.
- Yenilenebilir Enerji: Rüzgar türbinleri ve güneş panellerinde performans artırıcı olarak kullanılır.
- Savunma Sanayii: Füze güdüm sistemleri, gece görüş dürbünleri ve stealth teknolojilerinde hayati rol oynar.
- Tıbbi Cihazlar: MRI cihazları ve çeşitli teşhis ekipmanlarında kullanılır.
Küresel NTE pazarının büyük çoğunluğu şu anda Çin tarafından domine edilmekte olup, Türkiye’nin bu alandaki yeni keşfi, tedarik zinciri çeşitliliğini artırma ve stratejik riskleri azaltma potansiyeli taşıyor.
Türkiye’nin Maden Politikası ve Gelecek Hedefleri
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin sadece nadir toprak elementleri değil, aynı zamanda diğer stratejik madenlerde de önemli rezervlere sahip olduğunu vurguladı. Özellikle bor ve toryum rezervleri ile altın üretimindeki artış, bu alandaki kararlılığı gözler önüne seriyor:
- Altın Üretimi: Yıllık 3 tondan 44 tona çıkan üretim, 100 ton hedefine doğru ilerliyor.
- Bor Madeni: Türkiye, dünya bor rezervlerinin yaklaşık %73’üne sahip.
- Toryum: Geleceğin nükleer yakıtı olarak görülen toryumda da önemli rezervler bulunuyor.
Nadir toprak elementleri konusunda ise mevcut durumda yıllık 1200 ton üretim kapasitesine ulaşıldığı ve hedefin 5000 tonun üzerine çıkarmak olduğu belirtildi. En önemli stratejik hedef ise çıkarılan cevherin ham madde olarak ihraç edilmesi yerine, yurt içinde işlenerek katma değeri yüksek nihai ürünlere dönüştürülmesi. Bu yaklaşım, Türkiye’nin sanayi ekosistemini güçlendirecek, istihdamı artıracak ve teknolojik bağımsızlığını pekiştirecektir.
Enerji Bağımsızlığı ile Maden Zenginliği El Ele
Bakan Bayraktar’ın açıklamaları, Türkiye’nin enerji ve madencilik alanındaki bütüncül stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılması, nükleer enerjinin devreye alınması, doğal gaz ve petrol üretiminin yerli kaynaklarla desteklenmesi gibi adımlarla enerji bağımsızlığı hedeflenirken, maden kaynaklarının etkin kullanımı da bu hedefe büyük katkı sağlıyor. Ülkenin sahip olduğu bu zenginlikler, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda ekonomik büyüme ve kalkınmanın temelini oluşturma potansiyeline sahip.

