Türkiye, uluslararası denizcilik otoritelerinin dikkatini çeken önemli bir başarıya imza attı. Yabancı bayraklı gemilere yönelik uyguladığı sıkı denetimler sayesinde, Paris Memorandumu (Paris MoU) kapsamında “düşük riskli” ülkeler kategorisine yükselmeye hazırlanıyor. Bu stratejik adım, Türk denizcilik sektörüne milyarlarca liralık tasarruf ve uluslararası alanda daha güçlü bir rekabet avantajı getirecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın kararlı denetim politikaları sonucunda, 2023 yılında Türk limanlarına gelen yabancı bayraklı gemilerden 222’si tespit edilen eksiklikler nedeniyle alıkonuldu. Bu rakam, bir önceki yıla göre %33’lük dikkat çekici bir artışı temsil ediyor. Türkiye’nin uyguladığı denetimler, gemi emniyeti, deniz çevresinin korunması ve yasa dışı faaliyetlerin önlenmesi konularında uluslararası standartların üzerinde bir hassasiyet sergiliyor.
Türkiye Neden “Düşük Riskli” Statüye Yükseliyor?
Türkiye’nin “düşük riskli” kategoriye yükselişi, başta yabancı bayraklı gemilere yönelik uyguladığı yüksek alıkonma oranlarına dayanıyor. Paris MoU sisteminde, bir ülkenin denetim performansı, kendi limanlarında alıkoyduğu gemi sayısının toplam denetim sayısına oranıyla ölçülüyor. Türkiye, 2023 yılında yabancı bayraklı gemilerde %8,12’lik bir alıkonma oranına ulaştı.
- 2023 Alıkonma Oranı: %8,12 (Paris MoU ortalaması: %2,92)
- Alıkonulan Gemi Sayısı (2023): 222 (2022’de 167 gemi)
- Yıllık Denetim Sayısı Hedefi: Paris MoU kapsamında 1250 denetim, toplamda 2000 denetim.
Bu oran, Paris MoU’ya üye 27 Avrupa ülkesi ve Kanada ortalaması olan %2,92’nin oldukça üzerinde. Bu yüksek performans, Türkiye’yi Paris MoU üyeleri arasında yabancı bayraklı gemi alıkonma oranında birinci sıraya taşıdı. Bu başarının doğrudan bir sonucu olarak, 1 Temmuz 2024 tarihinden itibaren Türkiye, Paris MoU’nun beyaz-gri-siyah listesinde “orta riskli” kategoriden “düşük riskli” kategorisine geçiş yapacak.
“Düşük Riskli” Statüsünün Türk Denizciliğine Faydaları Neler?
Türkiye’nin “düşük riskli” ülke statüsüne yükselmesi, yalnızca bir prestij meselesi değil, aynı zamanda Türk denizcilik sektörü için somut ekonomik avantajlar sunuyor. Bu yeni statü, Paris MoU bölgesinde faaliyet gösteren Türk bayraklı gemilerin denetim sıklığını önemli ölçüde azaltacak.
- Denetim Sıklığında Azalma: “Düşük riskli” gemiler 24-36 ayda bir denetlenirken, “yüksek riskli” gemiler 5-10 ayda bir denetlenmek zorunda kalıyor. Türk bayraklı gemiler artık daha seyrek denetlenecek.
- Zaman ve Maliyet Tasarrufu: Denetim sürelerinin kısalması ve denetim sayısının azalması, gemilerin limanlarda bekleme sürelerini düşürerek operasyonel maliyetleri azaltacak. Bu da Türk deniz ticaretine milyarlarca liralık ekonomik katkı sağlayacak.
- Uluslararası İtibar Artışı: Türkiye’nin denizcilik güvenliği ve çevrenin korunması konusundaki kararlılığı, uluslararası alandaki itibarını pekiştirecek ve Türk filosu için yeni iş olanaklarının kapılarını aralayacak.
Denetimler Nasıl Yürütülüyor?
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, güçlü bir Türkiye için güçlü bir denizci ülkenin önemine vurgu yaparak, denizlerde emniyet, güvenlik ve çevre kirliliğinin önlenmesi çalışmalarının aralıksız sürdürüldüğünü belirtti. Türkiye, limanlarına uğrayan tüm yabancı bayraklı gemileri, başta can ve mal emniyeti, deniz ve çevre güvenliği, gemi adamlarının çalışma ve yaşam koşulları olmak üzere birçok kritere göre titizlikle denetliyor.
Bu denetimler, hem Türk karasularını ve kıyılarını güvence altına alıyor hem de Türk bayraklı gemiler için uluslararası rekabette adil bir zemin oluşturuyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, bu sayede Türk deniz ticaret filosunu hem ulusal hem de uluslararası sularda daha güvenli, daha çevreci ve daha rekabetçi bir konuma taşımayı hedefliyor.

