İsrail siyaset sahnesi, bir Filistin vatandaşının pasaportunda yer alan “Filistin” kaşesi nedeniyle hararetli bir tartışmaya sahne oldu. İktidar partisi Likud’dan milletvekili Amit Halevi’nin öncülüğünü yaptığı bu tartışma, İsrail’in egemenliği ve Filistin devletinin uluslararası tanınması konularını yeniden gündeme getirdi. Olay, Türkiye’ye giriş yapan bir Filistinliye ait pasaporta Türk göçmenlik memuru tarafından “Filistin” mührü vurulması ve bu pasaportun daha sonra İsrail’e giriş için kullanılmasıyla başladı.
Halevi, bu durumu İsrail’in egemenliğine yönelik “provokatif” bir eylem olarak nitelendirirken, Dışişleri Bakanı Eli Cohen ve Knesset Başkanı Amir Ohana, bu tür kaşelerin İsrail için yasal bağlayıcılığı olmadığını ve ülkeye giriş kararlarının kapsamlı güvenlik değerlendirmeleriyle alındığını vurguladılar.
Olay Nasıl Gelişti?
Pasaport Mührü Tartışmasının Ortaya Çıkışı
- Bir Filistin vatandaşı, Türkiye’ye seyahati sırasında pasaportuna Türk göçmenlik makamları tarafından “Filistin” (Palestine) damgası vurdurdu.
- Bu kişi, Türkiye’den dönüşünde söz konusu “Filistin” damgalı pasaportla İsrail’e giriş yaptı.
- Likud milletvekili Amit Halevi, durumu tespit ederek pasaporttaki bu damgayı İsrail hükümetine ve Knesset (İsrail Parlamentosu) Başkanlığına taşıdı.
Siyasi Tepkiler ve Kimler Tartıştı?
Milletvekili Halevi’nin Şikayetleri ve Endişeleri
Milletvekili Halevi, Dışişleri Bakanı Eli Cohen ve Knesset Başkanı Amir Ohana’ya hitaben yazdığı mektubunda, pasaporttaki “Filistin” mührünün İsrail’in egemenliğine ve ulusal onuruna yönelik “provokatif” bir eylem olduğunu savundu. Halevi, bu durumun uluslararası alanda İsrail topraklarının “işgal edilmiş” Filistin toprağı olduğu izlenimini güçlendirebileceği endişesini dile getirdi. Halevi’nin odaklandığı temel sorular şunlardı:
- İsrail’in, varlığını tanımadığı “Filistin” adı altında bir devletin damgasını taşıyan pasaportlara nasıl izin verdiği?
- Bu tür damgaların kabul edilmesinin, İsrail’in fiilen tanımadığı bir devletin varlığını zımnen tanıması anlamına gelip gelmediği?
- Ülkeye giriş prosedürlerinde bu tür damgaların nasıl ele alındığı ve güvenlik açısından yarattığı potansiyel riskler.
Halevi, hükümetten bu konuya acil bir açıklık getirmesini ve “Filistin” veya “İşgal Edilmiş Filistin” damgası taşıyan pasaport sahiplerinin ülkeye girişine ilişkin net bir politika belirlemesini talep etti.
Hükümet Kanadından Yanıtlar: Cohen ve Ohana
Dışişleri Bakanı Eli Cohen, Halevi’ye verdiği yanıtta, İsrail’in bu tür kaşeleri yasal olarak tanımadığını ve bunların İsrail için herhangi bir bağlayıcılığı olmadığını açıkça belirtti. Bakan Cohen, ülkeye giriş kararlarının her zaman kapsamlı güvenlik kontrol ve değerlendirmeleri sonucunda alındığını ve pasaporttaki damgaların tek başına giriş engeli teşkil etmediğini vurguladı. Cohen ayrıca, İsrail’in söz konusu pasaportu “Filistin” pasaportu olarak kabul etmediğini de ekledi.
Knesset Başkanı Amir Ohana da Dışişleri Bakanı Cohen’in açıklamalarını destekleyerek, İsrail’in bu tip damgaların geçerliliğini kabul etmediğini ve ülkeye kimin gireceğine dair nihai kararın münhasıran İsrail Devleti’ne ait olduğunu ifade etti. Ohana, İsrail’in kendi sınırları üzerindeki egemenliğini koruyacağını ve bu tür durumları kendi takdirine göre yöneteceğini belirtti.
Tartışmanın Arka Planı ve Önemi
Bu pasaport tartışması, İsrail-Filistin ihtilafının ve Filistin devletinin uluslararası alandaki statüsünün karmaşıklığını bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası toplumda birçok ülke Filistin devletini tanırken, İsrail bu tanımaya karşı çıkmaktadır. Pasaporttaki “Filistin” mührü, bu diplomatik çekişmenin ve egemenlik iddialarının somut bir yansıması olarak algılanmakta ve İsrail’in ulusal kimliği ile egemenlik algısı üzerinde derin sorulara yol açmaktadır.
Halevi’nin endişeleri, özellikle İsrail’in kendi sınırları ve kimliği üzerindeki kontrolünü koruma arzusunu yansıtırken, hükümetin yanıtları pragmatik bir yaklaşımı ve güvenlik odaklı karar alma süreçlerini öne çıkarmaktadır. Bu olay, Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin de dolaylı olarak etkilenebileceği, ancak doğrudan bir krize yol açmadığı bir zemin oluşturmaktadır.

