ABD ve İranlı yetkililer, 2015 tarihli nükleer anlaşmayı (Kapsamlı Ortak Eylem Planı – KOEP) yeniden canlandırma çabaları kapsamında bugün Katar’ın başkenti Doha’da kritik görüşmelere başladı. Avrupa Birliği’nin arabuluculuğunda gerçekleşen bu dolaylı müzakereler, Washington ve Tahran arasındaki diplomatik tıkanıklığı aşmayı hedefliyor. Toplantıların, her iki delegasyonun farklı otellerde konaklaması ve AB Koordinatörü Enrique Mora’nın taraflar arasında mekik dokuması şeklinde “yakın temas” formatında ilerleyeceği belirtildi.
Görüşmelerin, Mart ayından bu yana Viyana’da duraksayan nükleer müzakerelerin ardından yeni bir umut ışığı olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Bu önemli adım, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in geçtiğimiz Cumartesi günü Tahran’a yaptığı ziyaret ve İranlı yetkililerle gerçekleştirdiği temasların ardından geldi. Borrell, bu ziyaret sırasında mevcut durumu bir “kritik fırsat penceresi” olarak nitelendirmiş ve kararların şimdi alınması gerektiğini vurgulamıştı.
Katar’da Kritik Buluşma
Doha’daki müzakerelerde Amerikan heyetine ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley başkanlık ederken, İran heyetinin başında ise Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Başmüzakereci Ali Bagheri Kani bulunuyor. Toplantıların Salı sabahı yerel saatle başlamasıyla, taraflar uzun süredir devam eden anlaşmazlık konularını ele alacak.
Müzakerelerin Amacı ve Geçmişi
Müzakerelerin temel amacı, 2015 yılında imzalanan ve İran’ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngören KOEP’i yeniden işler hale getirmek. ABD, 2018 yılında dönemin Başkanı Donald Trump yönetiminde anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş ve İran’a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. Buna karşılık İran da anlaşmadaki taahhütlerini aşamalı olarak azaltmış ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmıştı. Viyana’da aylarca süren dolaylı görüşmeler, özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) ABD’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması talebi gibi konularda Mart ayında çıkmaza girmişti.
Ana Çıkmazlar ve Beklentiler
Doha’daki görüşmelerin odak noktalarından bazıları şunlar olacak:
- Yaptırımların Kaldırılması: İran, ABD’nin eski yönetimi tarafından uygulanan tüm yaptırımların kaldırılmasında ısrarcı.
- Nükleer Kısıtlamalar: ABD, İran’ın nükleer programına geri dönülemez kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.
- IRGC’nin Durumu: İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) ABD’nin yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılması talebi, Viyana görüşmelerindeki en büyük engellerden biriydi. Washington bu talebin KOEP ile ilgili olmadığını savunuyor.
- Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Denetimleri: Son dönemde IAEA ile İran arasındaki gerilimler de müzakerelerin seyrini etkileyebilir.
ABD Özel Temsilcisi Robert Malley, Doha görüşmelerinin “zorlu geçmesini beklediğini” ifade ederken, İran Başmüzakerecisi Ali Bagheri Kani ise müzakerelerin “amacının açık” olduğunu belirtti. Her iki taraf da ihtiyatlı bir iyimserlik sergilese de, uzun süredir çözülemeyen sorunlar göz önüne alındığında, hızlı bir ilerleme beklentisi sınırlı kalıyor.
IAEA Gerginliği Gölgesinde
Doha’daki görüşmeler, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) bu ayın başlarında İran’ın iş birliği eksikliğini kınayan bir karar almasının ardından artan gerilimin gölgesinde gerçekleşiyor. İran, bu karara misilleme olarak bazı IAEA kameralarını devre dışı bırakmış ve denetim faaliyetlerini kısıtlamıştı. Bu durum, nükleer programın şeffaflığı konusunda yeni endişelere yol açmış ve müzakereler üzerinde ek bir baskı unsuru oluşturmuştur.
Uluslararası toplum, bölgedeki istikrar ve küresel nükleer yayılmanın önlenmesi açısından bu görüşmelerin sonucunu yakından takip ediyor. Doha’da sağlanacak bir ilerleme, hem ABD-İran ilişkileri hem de Ortadoğu’daki güvenlik dinamikleri için önemli sonuçlar doğurabilir.

