ABD’de eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in Florida’da halka açık bir parkta Kur’an-ı Kerim’i tahkir etmesi, ülkede İslamofobi ve hoşgörüsüzlük tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Donald Trump döneminde affedilen ve aşırı sağcı çevrelerde aktif olan Flynn’in Aralık 2023’te gerçekleşen bu provokatif eylemi, Müslüman toplumundan ve sivil hak örgütlerinden sert tepki çekti.
Flynn’in Kur’an sayfalarını yırtıp yakması ve domuz pastırması kutusuna koyarak sergilemesi, ABD’de İslam karşıtı söylemin ve eylemlerin ne denli korunup korunmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle eski bir üst düzey hükümet yetkilisinin bu tür bir eylemi sergilemesi, nefret suçlarına karşı caydırıcılığın yetersiz kaldığı ve siyasi figürlerin bu tür hareketlerinin göz yumulduğu endişelerini artırdı.
Ne Oldu?
Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, 2023 yılının Aralık ayında Florida eyaletinde halka açık bir parkta gerçekleştirdiği eylemle tepkileri üzerine çekti. Flynn, Kur’an-ı Kerim’in sayfalarını yırtarak ateşe verdi ve ardından yanmış sayfaları domuz pastırması içeren bir kaba koyarak sergiledi. Bu eylem sırasında Kur’an’ı “siyasi bir manifesto” olarak nitelendirdiği ve küresel ölçekte Müslümanları hedef aldığı iddiaları ortaya atıldı. Olayın görüntüleri sosyal medyada hızla yayılarak geniş çaplı bir infiale neden oldu.
Kim Bu Michael Flynn?
Michael Flynn, ABD ordusunda generallik yapmış ve bir dönem Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev almıştır. Ancak, göreve başlamasından kısa bir süre sonra Rusya Büyükelçisi ile yaptığı görüşmeler hakkında FBI’a yalan söylediği gerekçesiyle istifa etmek zorunda kalmış ve suçunu kabul etmiştir. Daha sonra, Başkan Trump tarafından affedilmesiyle yargı sürecinden kurtulmuştur.
Affedilmesinin ardından Flynn, aşırı sağcı gruplarla ve komplo teorileri yayan çevrelerle yakın ilişkiler kurarak kamuoyunda sıkça yer almaya devam etmiştir. Joe Biden yönetimine karşı sert eleştirileri ve tartışmalı çıkışlarıyla bilinen Flynn, mevcut siyasi ortamda kutuplaşmayı artıran figürlerden biri olarak görülmektedir.
Tepkiler Gecikmedi
Flynn’in Kur’an’ı hedef alan provokatif eylemine Müslüman toplumundan ve insan hakları örgütlerinden güçlü tepkiler geldi. ABD’deki en büyük Müslüman sivil haklar ve savunuculuk örgütlerinden biri olan Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR), Flynn’in eylemini “iğrenç” olarak nitelendirdi ve şiddetle kınadı. CAIR, Flynn’in derhal kamuoyu önünden çekilmesi ve nefret söylemi yayan platformlardan uzaklaştırılması çağrısında bulundu.
CAIR Ulusal İcra Direktörü Nihad Awad, yaptığı açıklamada, “Mike Flynn’in bu iğrenç eylemi, ülkemizde nefretin ve İslamofobinin hangi boyutlara ulaştığının utanç verici bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Awad, ülkedeki siyasi liderleri ve kanaat önderlerini, bu tür hoşgörüsüzlük eylemlerini kınamaya ve İslamofobiye karşı mücadelede daha aktif rol almaya çağırdı. Bu tür saldırıların, Müslüman topluluklara yönelik fiziksel şiddet ve ayrımcılık riskini artırdığına dikkat çekildi.
Neden Önemli?
Bu olay, ABD’deki İslamofobi ve nefret suçları tartışmalarını yeniden canlandırması açısından büyük önem taşımaktadır. Eski bir üst düzey hükümet yetkilisinin, affedilmiş olmasına rağmen bu tür provokatif eylemleri sergilemesi, ülkede nefret söylemine karşı yeterli bir caydırıcılık olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Ayrıca, Flynn gibi figürlerin siyasi arenadaki etkileri ve bu eylemlerin mevcut siyasi iklim üzerindeki potansiyel etkileri de kamuoyunda endişeyle karşılanmaktadır.
ABD’de İslamofobi Korunuyor mu?
ABD’de İslamofobik söylemler ve eylemler, uzun süredir tartışılan ve endişe yaratan bir konudur. Michael Flynn gibi Donald Trump dönemiyle bağlantılı, affedilmiş bir figürün kamuoyuna açık bir şekilde Kur’an’ı hedef alan bir eylem gerçekleştirmesi ve bunun geniş çaplı hukuki sonuçlara yol açmaması, ülkede İslamofobiye karşı mücadelede bazı eksikliklerin olduğunu düşündürmektedir. Bu olay, nefret söylemi ve eylemlerinin, özellikle güçlü siyasi bağlantılara sahip kişiler söz konusu olduğunda, yeterince ele alınmadığı veya bir şekilde “korunduğu” algısını güçlendirmiştir. Bu durum, Müslüman topluluklar arasında güvensizlik ve dışlanmışlık hissini derinleştirmektedir.

