Danimarka Hava Kuvvetleri, onlarca yıldır hava sahasını koruyan ve ülkenin savunma kapasitesinin belkemiğini oluşturan F-16 savaş uçaklarını resmen emekliye ayırarak, Lockheed Martin üretimi 5. nesil F-35 Lightning II jetlerine geçiş sürecini hızlandırıyor. Bu stratejik dönüşüm, Danimarka’nın savunma modernizasyonunda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor ve hava gücünde yeni bir çağın başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Toplam 43 adet F-16 savaş uçağının kademeli olarak hizmet dışı bırakıldığı bu süreçte, Danimarka envanterine 20 adet F-35 uçağı dahil edilecek. İlk F-35’lerin 2023 yılında Danimarka’ya ulaşmasıyla başlayan kapsamlı geçişin, 2025 yılının sonuna kadar tamamlanması ve tüm F-35 filosunun Skrydstrup Hava Üssü’nde operasyonel hale gelmesi hedefleniyor.
Neden Bu Dönüşüm? Modernizasyon ve Maliyet Etkinliği
Danimarka’nın F-35’e geçiş kararı, birden fazla stratejik faktöre dayanıyor:
- Teknolojik Üstünlük: F-35 Lightning II, stealth (hayalet) teknolojisi, gelişmiş sensör füzyonu, ağ merkezli operasyon kabiliyeti ve yüksek durumsal farkındalık sağlayan aviyonikleri ile 4. nesil savaş uçaklarına kıyasla ezber bozan bir yetenek setine sahip. Bu özellikler, Danimarka’ya hava muharebesinde belirgin bir avantaj sağlayacak.
- Maliyet Tasarrufu: Eskiyen F-16 filosunun idamesi ve modernizasyonu, operasyonel ve bakım maliyetleri açısından giderek daha yüksekti. F-35’lere geçişle birlikte, özellikle uzun vadede bakım ve işletme giderlerinde önemli tasarruflar öngörülüyor. Danimarka Savunma Bakanlığı, F-16’ların idame maliyetlerinden yılda büyük miktarda kaynak aktarımını hedefliyor.
- NATO Entegrasyonu: Birçok NATO müttefikinin de F-35’i tercih etmesi, Danimarka’nın yeni nesil jetlere geçişini stratejik bir zorunluluk haline getirdi. Bu sayede, müttefikler arası operasyonel uyumluluk ve birlikte çalışabilirlik en üst düzeye çıkacak.
F-35 Lightning II: Yeni Nesil Avcı Uçağının Kabiliyetleri
Danimarka Hava Kuvvetleri’ne katılan F-35’ler, ülke savunmasına ve uluslararası NATO operasyonlarına kritik yeni kabiliyetler kazandıracak. Bu uçaklar, düşman radarlarına yakalanmama özelliği sayesinde zorlu hava savunma ortamlarında operasyon yapabilirken, gelişmiş elektronik harp sistemleri ve yüksek hassasiyetli hedefleme yetenekleriyle öne çıkıyor. F-35 pilotları, entegre kokpit sistemleri ve kask içi ekranlar sayesinde geniş bir veri akışına anında erişerek durumsal farkındalıklarını en üst düzeye çıkarabiliyor.
F-16’nın Veda Eden Mirası
43 yılı aşkın süredir Danimarka hava sahasını koruyan ve uluslararası görevlerde aktif rol oynayan F-16’lar, ülkenin savunma tarihinde silinmez bir iz bıraktı. Hava polisliği görevlerinden uluslararası koalisyon harekatlarına kadar geniş bir yelpazede hizmet veren bu jetler, şimdi bayrağı daha modern ve yetenekli bir platform olan F-35’e devrediyor. F-16’lar, Danimarka Hava Kuvvetleri’nin hem ulusal güvenliğini sağlamada hem de NATO içindeki yükümlülüklerini yerine getirmede kilit bir rol oynamıştır.
Geçiş Süreci ve Pilot Eğitimi Nasıl Gerçekleşiyor?
Danimarka’nın F-35 filosuna geçişi, titizlikle planlanmış aşamalı bir program dahilinde ilerliyor. İlk F-35 teslimatları 2023’te yapıldı ve tüm 20 uçağın 2025 sonuna kadar Danimarka’daki Skrydstrup Hava Üssü’nde konuşlandırılması hedefleniyor.
Pilot eğitimi de bu sürecin en kritik halkalarından biri. Danimarkalı pilotlar, F-35’in kompleks sistemlerine ve uçuş dinamiklerine hakim olmak için kapsamlı eğitimlerden geçiyor. Bu eğitimler, genellikle ABD’nin Arizona eyaletindeki Luke Hava Kuvvetleri Üssü gibi F-35’in küresel eğitim merkezlerinde yürütülüyor. Pilotlar, hem gelişmiş simülatörler aracılığıyla sanal ortamda hem de gerçek uçuşlarla F-35’i operasyonel olarak kullanma yetkinliğini kazanıyor.

