Venezuela’da geçici devlet başkanı ilan edilen muhalif lider Juan Guaidó’nun Norveçli bir milletvekili tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi, uluslararası alanda dikkatleri bir kez daha bu Güney Amerika ülkesine çevirdi. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladığı ve ABD’nin Guaidó’ya verdiği desteğin bir göstergesi olarak yorumladığı belirtildi.
Norveç Sosyalist Sol Parti Milletvekili Freddy André Øvstegård’ın Guaidó’yu Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesi, Caracas’taki siyasi krizi ve ABD’nin Venezuela’daki pozisyonunu yeniden gündeme taşıdı. Trump yönetimi, Nicolás Maduro hükümetine karşı Guaidó’yu destekleme yönündeki kararlı tutumunu sürdürürken, bu adaylık sembolik bir zafer olarak görülüyor.
Nobel Adaylığı Ne Anlama Geliyor?
Øvstegård, adaylık açıklamasında Guaidó’yu Venezuela’da “demokratik yöntemlerle barışçıl bir geçiş için mücadele eden ve askeri müdahaleyi reddeden” bir lider olarak tanımladı. Adaylık sürecinde yaklaşık 300 kişi ve kuruluş, bu prestijli ödül için değerlendiriliyor. Nobel Barış Ödülü Komitesi, adayları mart ayına kadar kabul ediyor ve kazanan ekim ayında açıklanıyor.
Bu adaylık, Guaidó’nun uluslararası platformdaki görünürlüğünü artırarak, Maduro hükümetine yönelik baskıyı sürdürme ve uluslararası toplumun dikkatini Venezuela’daki duruma çekme amacını taşıyor. ABD başta olmak üzere birçok batılı ülke, 2018’deki tartışmalı seçimlerin ardından Maduro’nun meşruiyetini tanımıyor ve Guaidó’yu ülkenin meşru lideri olarak görüyor.
ABD’nin Venezuela Politikası ve Trump’ın Desteği
Donald Trump, göreve geldiğinden beri Venezuela’daki sosyalist hükümete karşı sert bir tutum sergiledi. Maduro’yu “diktatör” olarak nitelendiren Trump, ülkenin ekonomik sıkıntılarından ve siyasi baskılarından doğrudan onu sorumlu tutuyor. ABD, Venezuela’ya yönelik ağır ekonomik yaptırımlar uygularken, Guaidó’yu ise “özgür ve demokratik bir Venezuela’nın temsilcisi” olarak destekliyor.
Geçtiğimiz dönemde Juan Guaidó, ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Başkan Trump tarafından Beyaz Saray’da ağırlanmış ve “Venezuela’nın meşru lideri” olarak takdim edilmişti. Trump, bu görüşmede Guaidó’ya tam destek verdiğini yineleyerek, “Venezuela’nın özgürlüğünü geri getireceğiz” mesajını vermişti. Nobel adaylığı haberinin, bu siyasi çizgiye uygun bir gelişme olarak Trump ve ekibi tarafından olumlu karşılandığı belirtiliyor.
Venezuela’daki Siyasi Çıkmaz
Venezuela, 2019 yılının başından bu yana derin bir siyasi krizle boğuşuyor. Guaidó’nun kendini geçici devlet başkanı ilan etmesi ve ABD ile birçok Latin Amerika ve Avrupa ülkesinin desteğini alması, ülkeyi çift başlı bir yönetim krizine sürükledi. Maduro, ordunun desteğini arkasına alarak iktidarını korurken, Guaidó ise halk ayaklanmaları ve uluslararası baskı yoluyla değişim umutlarını canlı tutmaya çalışıyor.
Nobel Barış Ödülü adaylığı gibi sembolik adımlar, Venezuela’daki mevcut statükoyu doğrudan değiştirmese de, muhalefetin uluslararası arenadaki konumunu güçlendirme ve Maduro hükümetine yönelik uluslararası baskıyı artırma potansiyeli taşıyor. Ancak ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik ve sosyal sorunlar ile siyasi kutuplaşma, kısa vadede çözüme ulaşmanın zor olacağına işaret ediyor.

